İbn-i Sina’nın Biyoloji Bilimine Katkıları

0
656
görüntülenme
İbn-i Sina’nın Biyoloji Bilimine Katkıları
İbn-i Sina’nın Biyoloji Bilimine Katkıları

Türk-İslam bilim insanlarından biri olan İbn-i Sina, 980’de Buhara (Özbekistan) yakınlarında bir yerleşim yeri olan Afşara’da doğmuştur. Çocukluğunda babasının mesleği nedeniyle dönemin birçok ünlü bilginini tanıma fırsatı bulmuştur. Zekâsı ve bellek gücüyle daha çocuk yaşlarda dikkat çekmiştir. İbn-i Sina, çeşitli hekimlerle çalışmıştır. Hatta bir dönem bazı bilim insanlarıyla gezgin olarak çeşitli coğrafyaları dolaşmıştır. Yaşadığı dönemde; tıp, matematik, astronomi, fizik, felsefe, kimya, metafizik, şiir ve müzik alanlarıyla ilgilenmiştir. Batı dünyasında ‘‘Avicenna’’ olarak anılan İbn-i Sina, on yedi yaşına geldiğinde ünlü bir hekim olarak ün salmıştır. Amansız bir hastalığı olan Buhara Emiri’ni zamanın hekimlerinin önüne geçerek iyileştirmiştir. Ödül olarak krallığın kütüphanesine giriş izni verilmiştir. Burada başka disiplinlere ait bilgileri öğrenme fırsatı bulmuştur. Aristo ve diğer filozofların görüşlerini, Farabi’nin eserlerini okuma fırsatı bulmuştur.

Tıp alanında yazılmış “El-Kanun Fi’t Tıb” ve “Kalp İlaçları Risalesi” isimli kitapları bulunmaktadır. “Kalp İlaçları Risalesi” eserinde, kalp hakkında teorileri ve genel olarak kalp ilaçlarının özelliklerini ele alarak, bu ilaçların hangi rahatsızlıklara iyi geldiğini alfabetik sırayla yazmıştır. “El-Kanun Fi’t Tıb” kitabı kendinin geliştirdiği tıp prensiplerinin dışında Çin, Hint ve Mısır’ın geleneksel tıp bilgilerini de içermektedir. Yaklaşık olarak altı yüzyıl Asya ve Avrupa okullarında tıp kitabı olarak okutulmuştur. Kitabın Batı tıbbına etkileri 20. yüzyıla kadar sürmüştür. Bugün kullanılan klinik uygulamaların araştırılması ve anlaşılması için tıp tarihçilerine zengin bir kaynak teşkil etmiştir. Bilimsel yöntemin temel öğeleri olan gözlem ve deneyin, bilimsel bilgiyi edinme yollarının temel taşı olduğunu belirtmiştir. Bilimsel bilgi üretmekle kalmamış, bilimsel bilgilerin nasıl üretileceğini tartışmış ve bu yöntemi önermiştir. İbn Sina bir İslam filozofu olmasının yanında çağdaş bilimsel yöntem için bilgi edinme tekniklerini önermesi ve bu yöntemleri kullanmasıyla dikkat çeken bilim insanıdır.

  Katip Çelebi’nin Coğrafya Çalışmaları Ve Cihannüma

“Mikrobu: “Her hastalığı yapan bir kurttur. Yazık ki elimizde onu görecek bir alet yoktur. Temizlik, bu gibi kurttan ileri gelen hastalığın önünü alır.” sözüyle ilk kez İbn Sina keşfetmiştir.

Gonorenin (bel soğukluğu) tedavisinde çeşitli hayvan derilerinden yapılan, vücut boşluklarına ya da damarlara yerleştirilen tüpleri (kateterleri) kullanan ilk kişidir. Aynı zamanda gümüş şırınga ile kas içine ilaç enjekte etmekten bahsetmiştir.

İbn Sina’nın görme organı olan gözle ilgili çalışmaları da bulunmaktadır. Sürekli beyaz renge bakıldığında oluşan geçici körlükten bahsetmiştir.

İbn Sina, tıp dünyasında ilk defa tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak ayırmıştır. Cerrahi müdahalelerde kullanılmak üzere aletler geliştirmiş ve bunları tavsiye etmiştir. Ayrıca bu uygulamalar sırasında narkoz da kullanmıştır. Göğsü dinleyerek, karaciğer ve dalağı el ile muayene ederek iç hastalıkları tespit etmeye çalışmıştır. Doğumu kolaylaştırıcı aletlerin kullanılması gerektiğini ve anne sütünün bebeğin anne karnındayken onu besleyen kana en çok benzeyen besin olduğunu belirtmiştir.

İçme sularının içerdiği mikropların vücuda zararlı olduğunu belirlemiş ve suyun arıtılması için basit bir filtre icat etmiştir.

Ruh ve sinir hastalıklarında müzik eşliğinde tedavi uygulanabileceği fikrini öne sürmüştür. Şeker hastalığında idrarda şeker bulunacağını düşünen, beyinde oluşan tümörü, mide ülserini, yüz felçlerini açıklayan kişidir.

Paylaş

Bir Cevap Yazın