Moğol İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü

0
1439
görüntülenme
Moğol İmparatorluğu'nun Yükselişi ve Çöküşü
Moğol İmparatorluğu'nun Yükselişi ve Çöküşü

Moğol İmparatorluğu, sınırları Kore’den Ukrayna’ya, Sibirya’dan Batı Çin’e uzanan tarihteki en geniş ve en çok taklit edilen imparatorluktu. Milattan sonra 12. yüzyılda, Moğol İmparatorluğu ortaya çıkmadan önce, Doğu Asya bozkırları dağınık Moğol gruplarına ve Han’ların yönettiği göçebe çoban Türklere ev sahipliği yapıyordu. İnsanlar koyun, sığır, Tibet öküzü ve deve güderlerdi. Keçe çadırlarda yaşayıp mevsimlik olarak yer değiştirirlerdi. Göçebe kadınlar göç, sürü işleri ve ticaret alanında kayda değer bir yetki sahibiydi. Bu sırada erkekler atlı savaş üzerine yoğunlaştılar. Bu göçebe gruplar sıklıkla savaşırlardı.

Bu durum, aristokrat bir Moğol ailesine mensup Timuçin‘in yönetiminde değişecekti. Babasını küçük yaşta kaybetmsine ve yokluk içinde büyümesine rağmen diğer liderlerle stratejik anlaşmalar yaparak hızla güç kazandı. Diğer Han’ların aksine askerlerini liyakata göre terfi ettirdi ve yağmalanan malları aralarında eşit paylaştırdı. En parlak hamlesi yendiği dağınık göçebeleri kendi askerleri arasına almaktı. Böylece tekrar karşısına çıkmalarını önledi. Bu yenilikler, Timuçin’i durdurulamaz hale getirdi. 1206’dan itibaren insanları keçe çadırlarından çıkarıp birleştirdi ve Cengiz Han adını aldı.

Moğollar şamandı, doğanın ve atalarının ruhlarının dünyada kendileriyle beraber olduğuna, hepsinden öte Göktanrı‘nın gücüne inanırlardı. Cengiz Han, Göktanrı’nın tüm dünyayı fethetmesini istediğini düşünüyordu. Göçebelerin Moğollar’a katılmasıyla bu plan ulaşılabilir görüldü. Moğollar’a direnen Tanrı’ya direnmiş demekti ve itaatsizliğin cezası ölümdü. Cengiz Han komutası altında Moğollar ilk olarak Kuzey Çin ve doğudaki İslam uyarlıklarını boyunduruğa aldılar. 1227’deki ölümünden sonra İlahi vekalet ailesine yani “Altın Soy“a geçti. 1230’larda Cengiz Han’ın oğul ve kızları Orta Asya Türklerine ve Rus Prenslerine hükmettiler ve 1241’de iki Avrupa ordusunu yok ettiler. 1250’lerde Moğollar Bağdat’a kadar olan İslam topraklarını ele geçirirken 1279’dan sonra pençeleri Doğu Çin’e kadar ulaştı.

  Türk İslam Devletleri Bilim İnsanları

Moğol İmparatorluğunda hayat savaş, yıkım ve yağmadan ibaret değildi. Moğollar bir bölgeyi fethettiklerinde iç siyasete karışmaz, yerel yöneticileri kendilerine bağlarlardı. Moğollar, yöneticiler kendilerine itaat ettikleri sürece dinlere karışmadılar. Buna rağmen zanaatkar, bilim insanı ve mühendisleri esir alıp yaptıkları işe göre değerlendirerek işlerini sürdürmeleri için Asya boyunca zorla yerleştirdiler. Bu İmparatorluğun en değerli ürünü, Çin ipeği ve Tibet altınıyla yapılan Bağdatlı dokumacıların ürettiği altın sırmaydı. Altın sırma Moğol hükümdarlarınca giyildi, atlarını süsledi ve çadırlarını kapladı. Moğollar, özellikle değerli barutu işleyen Çinliler, siyaseten birleşmiş Avrasya ve zengin ticaretiyle İpek Yolu sayesinde geniş bir atlı iletişim ve nakliye ağı kurdular. Dinç ticaret, denizde de devam etti, özellikle de Moğol Çin’in beyaz çömleği ve Moğol İran’ın mavi mürekkebinden üretilen çini ticareti.

Ama bu sonsuza kadar sürmedi. Saltanatın direkt en büyük oğula geçmemesi önceki Han’ın kardeş, amca ve kuzenlerinin taht kavgasına girişmesine dul annelerin oğulları için Saltanat Naibeliği yapmasına sebep oldu. 1620’lerden itibaren Cengiz Han’ın torunları miras üzerine tam anlamıyla sivil bir savaşa girdi ve imparatorluğu 4 küçük parçaya böldüler. Çin’de Yuan Hanedanlığı’ndan Kubilay Han Dönemi bilim ve kültürün altın çağı olarak anıldı. İran’da İlhanlılar anıtsal mimari ve Pers minyatür boyamasının gelişimini başlattı. Orta Asya’da Çağatay Hanlığı Timur gibi liderler yetiştirdi, torunu Babür ise Hindistan’da Babür İmparatorluğu’nu kurdu. Doğu Avrupa’da Altınordu Devleti Moskof adlı bir ticaret merkezi bir dünya gücüne dönüşene kadar hüküm sürdü. İmparatorluk kısa süre hayatta kalsa da Moğollar arkalarında bir Dünya Mirası bıraktılar: Eşsiz bir egemenliğin hatırasını.

Paylaş

Bir Cevap Yazın