Temiz Suyumuz Bitiyor (Tükeniyor) mu?

0
44
görüntülenme
Temiz Suyumuz Bitiyor (Tükeniyor) mu?
Temiz Suyumuz Bitiyor (Tükeniyor) mu?

Uzaydan, gezegenimiz topraktan çok okyanus gibi görünür. Fakat gezegenimizin %71’inin su ile kaplı olmasına rağmen her yıl en az bir kere Dünya’nın yarısından fazlasında yüksek derecede su kıtlığı çekiliyor.

Şu anki tahminler 2040 yılına kadar, 20’den fazla ülkede su sıkıntısı yaşanabileceğini gösteriyor. Bakıldığında bu kasvetli istatistikler korkutucu bir soru ortaya çıkarıyor: Temiz suyumuz bitiyor mu? Hem evet, hem hayır. Gezegensel ölçekte, su döngüsü sayesinde Dünya’da temiz su tükenmez, suyu sürekli olarak üreten ve geri dönüştüren bir sistem, Dünya’nın dört bir yanında dolaşıp suyu buhardan sıvıya, buza dönüştürüyor. Yani asıl soru ne kadar su kaldığı değil, bu suyun ne kadarına erişebildiğimizdir.

Dünya’nın sıvısının %97’si tuzlu su, içebilmek veya tarımda kullanabilmek için çok fazla mineral bulundurur. Potansiyel olarak kullanılabilir tatlı suyun %3’ünün üçte ikiden fazlası buz örtüsü ve buzullarda donuk hâldedir. Bu, Dünya’daki tüm yaşamı sürdürebilmek için gezegenimize dağılmış nehir, göl, yeraltı su havzaları yer altı buzları ve permafrost gibi %1’den az kısmı bırakır. İşte insanların hızla tükettiği ama yavaşça yağmur ve kar ile yenilenen su kaynakları bunlardır. Ve bu sınırlı kaynak Dünya’nın her yerine eşit bir şekilde yayılmamış. Çeşitli mevsim ve coğrafi konum bazı bölgelerde daha çok yağmur ve doğal su kaynağı sağlarken diğer bölgeler, suya ulaşımı zorlaştıran coğrafi özelliklere sahiptir. Suyun bu bölgelere taşınması için gereken alt yapı ve enerjiyi sağlamak son derece pahalıdır. Suyun az olduğu bölgelerin çoğunda olduğu gibi, suya daha kolay erişen bölgelerde yerel su kaynağını yenileceğinden daha hızlı bir şekilde tüketmektedir.

Daha hızlı yenilenen kaynaklar talebi karşılayamadığında suyu sınırlı yeraltı rezervlerinden pompalamaya başlarız. Dünya’nın 37 ana rezervinden 21’i geri dönüşü olmayan bir şekilde boşaltılmaktadır. Yani gezegenimizin aslında su kaybetmiyor olmasıyla beraber, sürdürülemez bir hızla su kaynaklarımızı tüketiyoruz. Bu kulağa şaşırtıcı gelebilir. Bununla birlikte, insanlar günde sadece iki litre su içiyor. Fakat su hayatımızda gizli bir rol oynamakta ve 24 saat içerisinde, insanların çoğu aslında neredeyse 3000 litre su tüketir. Aslında, evde içmek, yemek ve temizlik yapmak için kullandığımız su insanlığın su tüketiminin sadece %3,6’sını oluşturur. Diğer %4,4 oranında su, sürekli aldığımız ürünlerin üretimi için fabrikalara gider. Fakat geri kalan %92’lik kısmın hepsi tek bir yere gidiyor: tarım. Çiftliklerimiz, her yıl 3,3 milyar olimpik yüzme havuzuna denk gelecek suyun hepsini hayvanlara, mahsullere vermek ve dünyayı beslemek üzere tüketiyor. Tarım şu anda Dünya’nın alanının %37’sini kaplamakta. Bu da bölgesel su kaynaklarımız için en büyük tehdidi oluşturuyor. Fakat yine de bu da bir gereklilik. Tarıma susamış kişileri beslerken tarımın su ihtiyacını nasıl sınırlandıracağız?

  Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerin Özellikleri Nelerdir?

Çiftçiler, etkisini azaltmak için zaten zekice yöntemler buluyorlar, “damla başına fazla ürün” yetiştirmek için damla sulama teknikleri gibi özel sulama teknikleri kullanmak ve suya daha az ihtiyaç duyan mahsuller yetiştirmek gibi. Diğer endüstriler de aynı şekilde, suyu yeniden kullanan ve geri dönüştüren üretim süreçlerini benimsiyor. Kişisel gıda israfının azaltılması su kullanımını azaltmanın ilk adımı. Çiftliklerden çıkan yiyeceklerin üçte biri şu anda boşa gidiyor ya da atılıyor. Ayrıca yapımında az su gerektiren yiyecekler yemeyi de düşünebilirsiniz, kabuklu kuruyemişler ve kırmızı et gibi. Vejetaryen bir hayat biçimi benimsemek su kullanımını üçte bir oranında azaltabilir.

Gezegenimizde su hiç bitmeyebilir fakat bireylerin susuz kalmaması için bitmek zorunda da değil. Bu yerel problemi çözmenin evrensel bir yolu var, gün içinde verilen küçük kararlar, dünyadaki su kaynaklarını etkileyebilir.

Paylaş

Bir Cevap Yazın