Ay’da Yaşamak Nasıl Olurdu?

0
677
görüntülenme
Ay'da Yaşamak Nasıl Olurdu?
Ay'da Yaşamak Nasıl Olurdu?

Yatağınızdan kalkıp olduğunuz yerden sekiz metre ileriye atılıyorsunuz. Musluktan akan gri su bitkilerinizi büyüten küçük bir seraya doğru akıyor. Giysinizi giydikten sonra, jeneratörü kontrol etmek için ulaşım tüpüne doğru gidiyorsunuz. Dışarısı zifiri karanlık, tıpkı son 12 gün olduğu gibi. Bu felaket sonrası senaryosu değil, ayda geçen sıradan bir gün.

Avrupa Uzay Ajansı’nın 2020 yılına kadar bir uydu üssü inşa etme düşüncesi sandığımızdan çok daha erken gerçekleşebilir. Tabii ki Ay’da yaşamak kolay olmayacak. Öngörülen kamp Antarktika’dakilere benzeyen kurulu araştırma üslerinden çok da farklı değil. Ancak Ay’da yaşamın zorlukları soğuk havadan çok daha ciddi. En önemlisi kozmik radyasyon. Dünya’nın aksine, Ay’da ne atmosfer, ne de manyetik alan var. Ay’ın yüzeyindeki bir kişi, ağır iyon radyasyonu azami güvenli sınırının 400 katından fazlasına maruz kalabilir, uzay giysisi içinde dahi bu zehirlenme, 10 saat içinde hayati tehlike teşkil eder. İlk adım muhtemelen robotların yanı sıra Ay’ın toprağından kapalı alanlar yaratmaya yarayan 3B yazıcılar dâhil etmek veya Ay’ın volkanlı geçmişinden kalan lava tüpleri sonucu oluşmuş mağaraların içine sığınak yapmak olur.

Peki yaşayanlar ne ile beslenecek?

Tedariklerin önce Dünya’dan ulaştırılması gerek. Büyüyen ekinler için sera toprağı ve bol karbondioksitli hava lazım, bu da Ay’da nadir bir gaz, ancak geri dönüşümlü materyallerden sentezlenebilir. Ay’ın yüzeyinin iki metre altına inebilen özel amaçlı bir alet kullanarak kutup bölgelerinden alınacak buzla bir su tesisi inşa edilebilir. İnsan mikrobiyomu ve bağışıklık sistemi için gerekli dost bakteri ve virüslerin de Dünya’dan getirilmesi veya sahada sentezlenmesi gerek.

Kemik ve kas kütlelerini korumak için Ay’da yaşayanların her gün saatlerce spor yapması lazım. Çünkü Ay’ın yer çekimi Dünya’dakinin yalnızca altıda biri ve her gün yer çekimine karşı hareket ediyor olmak beden sağlığımızı koruyan şeylerden biri.

  Kuzey Işıkları Nedir, Nasıl Oluşur, En İyi Nerede Görülür?

Daha önce gittiğimiz ölü bir kayaya üs inşa etmek için tüm bu zorluklara katlanmak tuhaf gelebilir. Ancak NASA’nın Apollo misyonları Ay’ın yalnızca küçük kısımlarını keşfetti. O zamandan beri çok sayıda keşif yaptık, tarihi milyarlarca yıla dayanan kutuplar yakınındaki buz ve güneş fırtınası gazları gibi. Bunların hepsi Ay’ın bize güneş sistemimiz hakkında öğretecek çok daha fazla şeyi olduğunu gösteriyor. Uzak kısmına yerleştirilecek bir radyo teleskopu Dünya’nın manyetik etkisinden korunan kozmosları gözlemleyebilir. Ay’ın yüzeyi silikon, alüminyum ve magnezyum yönünden zengin olduğu için madencilik için ekonomik bir potansiyele sahip. Uydu üssünün en büyük faydası ise Ay’ın kendinde değil, ötesinde yatıyor.

Yaşanabilecek en yakın gezegen ışık yılları uzaklıkta ve Uluslararası Uzay İstasyonu on yıl içinde görevine son verecek, gezegenler arası bir tür olma yolunda Ay ayak basacağımız ilk yer olabilir. Derin Uzay Geçidi projesi gibi teklifler Ay’ın yörüngesinde gelecekte misyonlar gerçekleşebileceğini gösteriyor. Daha az yer çekimi kuvveti daha az yakıt gerektireceği için daha büyük araçlara ve daha fazla kargoya olanak sağlayacak. Bu esnada yüzeydeki üs de gelecekteki uzay faaliyetleri için deneme laboratuvarı görevi üstlenecek, hem yakıt yenileme istasyonu, hem de tedarik deposu olacak. Avrupa, Rusya, Çin ve ABD bu projeye ilgililer, Ay üssü yalnızca büyük devletlerin değil, özel şirketlerin de uzay merkezlerine ev sahipliği yapabilir. Birkaç on yıl içinde, Ay maden faaliyetleri, araştırma istasyonları ve hatta yörüngede bir uzay limanından turistlerin görebileceği bir inşaat alanına ev sahipliği yapabilir. Ay’ı daha önce ziyaret etmiş olabiliriz ama onu insanoğlunun evinin bir parçası yapmaya hiç bu kadar yakın olmamıştık.

Paylaş

Bir Cevap Yazın