Kanseri Tedavi Etmek Neden Bu Kadar Zor?

0
199
görüntülenme
Kanseri Tedavi Etmek Neden Bu Kadar Zor?
Kanseri Tedavi Etmek Neden Bu Kadar Zor?

Kanseri tedavi etmek neden çok zordur? Elektrikten faydalandık, insan genomunu sıraladık ve çiçek hastalığının kökünü kazıdık. Fakat milyarlarca dolarlık araştırmalar sonrasında, 14 milyondan fazla insanı ve ailelerini etkileyen bir hastalık için bir çözüm bulamadık.

Kanser, normal hücreler değişime uğradıkça ortaya çıkar. Hücreler çoğu zaman değişimleri veya DNA hasarlarını tespit edebilir ve ya onları düzeltir ya da kendini yok eder. Ancak bazı değişimler, kanserli hücrelerin kontrolsüz büyümesine ve yakınındaki dokulara sıçramasına veya uzak organlara yayılmasına bile neden olur. Kanserler, bir kez yayıldıkları zaman neredeyse tedavi edilemez hâle gelirler. Ayrıca, kanser inanılmaz karmaşıktır. Yalnızca bir hastalık değildir. 100’den fazla türü vardır ve hepsini tedavi edebilecek sihirli bir değneğimiz yok.

Çoğu kanser için tedaviler genelde tümörleri almak için bir ameliyat birleşimi ve kalan kanserli hücreleri öldürmek için radyasyon ve kemoterapi içerir. Hormon terapileri, bağışıklık tedavisi ve belirli bir kanser türü için oluşturulmuş hedeflenen tedaviler de bazen kullanılır. Çoğu durumda bu tedaviler etkilidir ve hasta, kanserden kurtulur. Fakat daima, yüzde yüz etkili olmaktan uzaktırlar.

Peki, kanserin her türüne tedavi bulmak için ne yapmamız gerekir?

Bilim adamlarının çözmesi gereken problemlerin birkaçını anlamaya başlıyoruz. Öncelikle, kanseri araştırmak için yeni, daha iyi yollara ihtiyacımız var. Çoğu kanser tedavisi, laboratuvarlarda insan tümörü kültüründen üretilen hücre dizileri kullanarak geliştirilir. Bu kültürlü hücreler, bizlere kanser genetiği ve biyoloji hakkında önemli bilgiler verir, fakat yaşayan gerçek bir organizmadaki tümörün karmaşıklığından yoksundur. Çoğu zaman, laboratuvarda üretilen hücreler üzerinde çalışan yeni ilaçlar, gerçek hastalarla klinik deneylerde başarısız olurlar. Agresif tümörlerin karmaşalarından birisi, nispeten farklı kanserli hücrelerin çok yönlü yoğunluğuna sahip olabilmeleridir. Belirgin genetik değişimler zamanla hücrelerde, tümörlerin farklı kısımlarında oluşur ve özgün alt klonlara sebebiyet verirler. Örneğin, gliyoblastom adlı agresif beyin tümörleri, tek bir hastada altı farklı alt klona sahip olabilir. Buna heterojenlik adı verilir ve tedaviyi zorlaştırır, çünkü bir alt klon üzerinde çalışan bir ilaç, diğerinde etkili olmayabilir. İşte diğer bir zorluk. Tümör, kanser hücrelerinin birbirleriyle ve yakınlarındaki sağlıklı hücrelerle sürekli iletişim içerisinde olduğu, dinamik, bağlantılı bir ekosistemdir. Normal hücrelerin tümörü besleyecek kan damarları oluşturmasına ve atıkları yok etmesine neden olabilir. Ayrıca bağışıklık sisteminin, işlevini baskı altına almasını sağlayabilir ve kanseri tanımasını veya yok etmesini engelleyebilir. Bu iletişim bağlantılarını nasıl koparacağımızı öğrenebilseydik, bir tümörü kalıcı olarak yok etmede daha başarılı olabilirdik.

Ayrıca dayanaklar ve kanıtlara göre, kanser kök hücrelerini nasıl yok edeceğimizin yolunu bulmamız gerekecek. Bunlar enderdir, fakat onları kemoterapi ve radyasyona dirençli kılan özel niteliklerinin olduğu bilinmektedir. Teoride, tümörün kalanı tedavi esnasında tespitin ötesinde kalacak kadar küçülürse, kalan tek bir kanser hücresi, yeni bir tümörün büyümesini sağlayabilir. Bu inatçı hücreleri hedef almanın yolunu bulmak, kanserin geri gelmesini önlemede yardımcı olabilir. Bu sorunları çözmüş olsak bile, yenileriyle karşılaşabiliriz. Kanser hücreleri uyum uzmanlarıdır, moleküler ve hücresel özellikleri, stres altında hayatta kalmaya ayarlıdır. Radyasyon ve kemoterapi bombardımanına maruz kaldıklarında, bazı kanser hücreleri, kendilerine saldıran şeye karşı gen ifadelerini değiştirerek, koruma kalkanlarını açarlar. Kötücül kanserler, sürekli evrim geçiren ve uyum sağlayan karmaşık sistemlerdir. Onları yenmek için, onların karmaşıklığına uyumlu deneysel sistemler ve tıpkı kanser değişimleri gibi adapte olan gözetim ve tedavi seçenekleri bulmamız gerekmektedir.

İyi haber şu ki, gelişme gösteriyoruz. Tüm bilmediklerimizle bile, çoğu kanser türünde ölüm oranı ortalaması 1970’lerden bu yana önemli ölçüde düştü ve hâlâ düşüyor. Her gün daha çok öğreniyoruz ve her yeni bilgi parçası, silah depomuza daha fazla araç eklememizi sağlıyor.

Paylaş

Bir Cevap Yazın